Yin Yang Felsefesi

… ve sonra apar topar dolmuşa bindim dolmuşta sadece en arka sırada boş yer vardı. Oraya oturmak istemiyordum. Çok sıkışık ve zor bir yolculuk olacaktı. Oturmamak için para transferini sağlayan çalışan taklidi yapmaya karar verdim. Dolmuşun içinde birbirini para uzatmak için dürterken omzunu morartma ihtimali yüksek yaşlı teyzeler, dürtülmemiş gibi yapan saçını az önce yaptırmış evine taksiyle dönüyormuş taklidi yapan 35 yaşlarındaki bakımlı kadınlar, Tahminen biraz önce Sakarya’da son rakılarını yudumlayan ve ağızlarını açtıklarında tüm dolmuşun anason kokmasını sağlamakla görevlendirilmiş dayılar , yaşlı biri biner falan ben en iyisi uyuyo taklidi yapayım diye düşünen ve biner binmez uyumaya başlayan Üniversite öğrencisi bir oğlan ve arka tarafta da dolmuşun dışındaki sevgilisine el sallayan bir kadın vardı. Bayan demiyorum çünkü baydığını düşünmüyorum aksine çok mutlulardı. Ama bayan bir kadına da bayan demekten çekinmem. Ve yolculuk başladı. 2 dakika içinde para transferini sağladım. İnsanlar huzur icindeydi. Bende mutluydum. Çünkü arkaya oturmamıştım. Tek korkum dolmuşçunun bana boş yerlere oturalım demesiydi. Çünkü dolmuş onundu. İsminin önemi yoktu ama mekanın sahibiydi. Dikiz aynasından 3 kere benimle göz göze geldi ve kaşlarını çattı. Ve sonunda korktuğum basıma geldi. Bi zahmet boş yerlere oturalım dedi. Ve ben o sıkışık 4 kişilik olduğu iddaa edilen dolmuşun arkasına oturmak zorunda kaldım. Her şey tam o an başladı. Sağ tarafımda cam kenarında az önce sevgilisiyle el sallaşan tatlı kız sol yanımda gülümseyen kafası iyi bir dayı ve onun solunda da sızmış bir arkadaşı vardı. Yanımdaki dayı oturmamla birlikte neden cekindin yiğenim başta otursaydın ya ne uğraşıyorsun milletin parasını uzatmayla dedi. Ben aslında uzaylıyım diyerek konuyu kapatmaya çalıştım. Nasıl ya ? dedi. Biz farklı dunyalarin insanlarıyız anlamında söylemiştim dedim. Sonra onlara biraz kontoryum gerçeğinden İstanbul Boğazının altındaki kontoryum yataklarından bunları Japonların çaldığından bahsettim. Yeterli reaksiyonu alamayınca Japonların aslında Yecüc ve Mecüc olduğunu iddaa ettim. Bunu bir belgeselde gördüğümü ve inanmiyorlarsa izleyebileceğimizi söyledim. Sonra Youtube a Çocuklar Duymasın Haluk Japon taklidi yazdım.Hep beraber izledik. Herkes ikna olmuş gibi duruyordu. Onlara Milletvekillerinden oluşan meclisspor yüzde 80 görme engellilerden oluşan takımla yaptiklari dostluk maçında hırslanarak maçı 7-3 kazandıklarını söyledim.Dayı bana döndü. Derin bir nefes aldı. Gözlerimin içine baktı ve “Üst olacağı belliymiş o maçın” dedi. Dayının Osmanlı Tuğralı bir doblosu olduğu bakislarindan seziliyordu. Ona II.Abdulhamid’in polisiye tutkunu olduğunu Sharlock Holmeslerin yazarı Sir Arthur Conan’ın İstanbul ziyareti sırasında Mediciye Nişanı verdiğini söyledim. Hangi sharlock diye sordu. Türküsü var ya hani Sharlockun kızı , yandırdı bizi diye dedim. Dayının gülmesini beklerken dayı birden elini çenesine götürdü ve tahmin etmiştim dedi. Bu sırada sağımdaki kız kahkaha atıyordu. Ve eliyle ağzını kapatmaya çalışıyordu. Hayrola ? Arka taraf komik bisey varsa söyleyin biz de gülelim dedim. Tekrar kahkaha attı ve tükürükleri havaya uçuştu. Eliyle tükürüklerini kontrol etmeye çalışıyormuş. Eliyle ağzını kapatmasının sebebini simdi daha iyi anlıyordum. Tükürüğü çok komik geldi ve bende gulmeye başladım. Güldürürken düşündüremiyordum belki ama güldürürken tükürtüyordum ve tükürürken güldürüyordum. Ve sanırım bu bana yeterdi. Düşündüğümden daha da güzel geçen bu yolculuk, üst geçidi geçtiğimizi fark etmemle birlikte son buldu. Bu Japonların bir felsefesi var. Yin-Yang felsefesi, genel hatlarıyla dolmuştaki arka koltukta belki hiç beklemediğin tükürükler vardır diyor felsefe. Yaşlı bir japon derili ne kadar yanılıyor olabilir ki ?

Yazar: admin

1 thought on “Yin Yang Felsefesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.