Mona Lisa Hakan 1

… ve sonra apar topar tekele gittim. Sigaram bitmişti. Buna mecburdum. İçeri girer girmez tekelci Hakan abi namıdeğer Mona Lisa Hakan, sessiz solgun buruk bir bakış atarak dudaklarıyla bana “Kim bu gözlerindeki yabancı” derken bir yandan da bakışlarıyla bana “Hoşgeldin Alper özledim seni gel de sana 50 kuruşluk gofreti 2 liradan kitliyim” diyordu. Lakabının hakkını veriyordu. Ama beni gerçekten üzen daha büyük bir problemimiz vardı. Tüylerim diken diken oldu. Hakan abi benim ona ihanet ettiğimi düşünüyordu. Bu her halinden belliydi. Ama benden nasıl şüphelenebilirdi ? Bu güvensiz bakışı üstüme akılmak üzere olan iftiraların iltifata dönüşmesi için hemen bir yol bulmalıydım. 1 aydır tekele uğramıyordum. Bunun sebebi Kıbrıstan dönerken kendime 3 karton sigara almış olmamdı. Hakan abiyse üstüne alınmıştı. Benim onu Onur marketle hatta daha da kötüsü süpermarketlerle aldattığımı düşünüyordu. Derin bir nefes aldım. Yüzüme ciddi bir ifade takındım. “Hakan abi, gözlerin başka söylüyor ağzın başka söylüyor gözlerine mi inanayım yoksa ağzına mı …” dedim. Es verdim. Ne demek istediğimi anlamaması içindi bu es. Kafasında boşluğu nasıl tamamlamak istiyorsa öyle tamamlasın istiyordum. Böyle de zekiliklerim vardır. Konuşurken boşluklar bırakarak karşımdaki insanların aklında soru işaretleri yaratır ve onları kendi iç dünyalarında yalnız bırakırım. Bu onların şüpheye düşmesine neden olur. Çoğu insan şüphe ile yaşayamaz. Kafasında kurar. Büyütür. Şüphelendiği şeylerin başına gelmesinden korkar. Üzülür. Endişelenir. Çoğu insanın aksine Hakan abi bu durum karşısında her gün milyonlarca insanın kullandığı tek bir hece söyleyerek beni çaresiz bırakmıştı. “Ha?” dedi. Sadece “Ha” demesi onu bu soğuk savaştan galip ayrılacağı anlamına gelmiyordu. Tam o an aklıma dahiyane bir fikir geldi. Onu kendi silahıyla vuracaktım. Başka şansım yoktu. Ha…

Yazar: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.